Page 6 - AŞURE - Sayı 5 Nisan 2024
P. 6
6 AŞURE
FARKLI OLMAK Ali Erdoğdu
VE Meslek Dersleri Öğretmeni
FARK EDILMEK Pendik Ömer Öztop Kız AİHL
Mukaddes bir davanın gönüllüsü olmak ve onun el-Hudrî’den rivayet edilen bir hadiste Resulullah (sav) “Mü-
hakimiyeti için mücadele etmek, inanmış in- minin ferasetinden sakının. Çünkü o Allah’ın nuru ile bakar”.
Buyurdu ve ardından, “Elbette bunda feraset sahipleri için ib-
sanların erdemidir. Erdem, “Ahlakı Hamidiye” retler vardır.” (Hicr, 15/17) ayetini okudu. Hadiste geçen, “Fe-
sahibi insanların sıfatıdır. Bu sıfat insana veril- raset” kelimesi çok geniş bir anlam ifade eder. Bir nevi mümin
miştir. Değerlidir. Buna nail olmak için içerdiği için önemli bir sıfat ve tanımlamadır. Arapça kökenli “göz ve
anlama uygun bir hayat tarzı kurgulamak ve ya- kavrayışta keskin olma” anlamına gelen bir kelimedir. Diğer
şamak gerekir. Bu manada erdem kelimesinin taraftan; “keşfetme, sezme, ileri görüşlülük” anlamında, bir
kimsenin dış görünüşüne bakarak onun ahlak ve karakteri
kapsamı çok geniştir. “Doğruluk, yiğitlik, bil- hakkında tahminde olmayı ifade eder. (Ragıp el-İsfahânî, s.
gelik, alçakgönüllü, iyi yüreklilik, ölçülü olmak” 186). Daha geniş anlamda ise akıl ve duyu organları ile bili-
gibi nitelikleri kapsamında toplar. nemeyen, ancak sezgi gücüyle ulaşılan bütün bilgi alanlarını
kapsar. Burada kelimenin derunî manasına da yer verilmiştir.
Ancak nitelik olarak dava erinde bulunması gereken hususa
vurgu yapılmıştır. Kısacası içinde yaşadığı zaman diliminde,
nsan, İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır. Hayatı da bu fıt- idrak ve bilincin kuvvetli olmasına vurgu yapılmıştır. Temel
rata göre şekillendirilmiştir. Fıtratına uygun olmayan ve alınan kıstas ise “Allah’ın Nuru”; Kur’an-ı Kerimdir, İslam’dır,
İkendisine sunulan hayat tarzı, insanı yaratılış gayesinden Hz. Peygamberdir, Allah’ın Burhanları ve Delilleridir. Kısa-
uzaklaştırır. İbret nazarı ile etrafına bakan ve idrak kabili- cası Kur’an ve Sünnettir. Bakış noktasını bu temelde konuş-
yetine sahip birisi bunu rahatça görecektir. İşte bu noktada landıran bir Müslüman, yaşadıklarını ve olayları bu açıdan
“Fark ve Fark Edilme” olgusu ortaya çıkacaktır. yorumlar. Yine algıladıklarını ve sezgilerini de bu noktadan
ortaya koyar. Doğru sonuca varmak için önceliği, İslam’ın
ortaya koyduğu kıstaslardır. Hataları tekrar etmekten ve ön
Farklı olma ve fark edilme olgusuna biz “Şuurlu” olma diyebi- kabullerinin esiri olmaktan kendini soyutlar. Tekrar hataya
liriz. Şuur kelimesine şöyle bir anlam yüklenmiştir; “İnsanın düşmemek için öncekinden ders alır. Şu uyarıyı da kendisine
kendini bilmesi ve içinde yaşadığı zaman ve mekândan haber- ilke edinir. “(Akıllı ve olgun) Mü’min aynı delikten iki defa so-
dar olabilmesi melekesi,”. Ayrıca; Bilinç, İzan, İdrak, Anlayış kulmaz, ısırılmaz.” (Buhari, Edep, 83; Müslim, Zühd, 63) Bu
ve Akıl kelimeleri de eş anlamlı olarak kullanılır. hadisi şerifin içerdiği anlam da çok açık ve nettir. Mümini
uyanık olmaya ve şuurlu hareket etmeye yönlendirir. Akıllı
ve olgun Mümin, din ve dünya işlerinde sakınılacak şeylerden
İnsan, “zaman ve mekân” anlayışıyla hayatı, kayıtlı yaşayan sakınır, ihtiyatlı, tedbirli ve uyanık hareket eder, bir defa alda-
bir varlıktır. Bu her iki kavram insanının hayatını kuşatmış- tılsa bile gaflete düşüp ikinci defa aynı hataya düşmez.
tır. Bu kavramların gerçekleri ışığında hayatını idame ettirir.
Bu durum ister maddi ister ise manevi olsun. Değişmez bir
hakikattir. Bu durum İslam’ın ana kaynağı, Kur’an-ı Kerim ava eri mümin kişi, her daim bilinçli hareket etmek
de de ifade edilen ilkeye uygundur. Eğer kişi bunu hayırlı bir zorundadır. Daima doğrunun ve hakikatin peşinde
sonuca matuf yapıyorsa kazancı ona göredir. Bunun zıddında Dgider. “Doğru” ulaşılması gereken bir hedefi olmalı-
“Malayani” bir anlayışla yapar ise zarar eden de kendisi ola- dır. Onun için tek bir hakikat vardır. O da davasıdır. Geçi-
caktır. “Asra yemin olsun ki, insan mutlaka ziyandadır, ancak ci olanlara talip olmaz. O ebediyet yolcusudur. Kalıcı olana
iman edenler, Salih amel (hayırlı işler) işleyenler, birbirlerine taliptir. Dava şuuru da bunu gerektirir. İnsanı istikametten
hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” çıkaran, yanlış yollara sürükleyen ideolojileri elinin tersiyle
Asr suresi 1-3. ayetlerinde ifade edilen bu gerçekler, geniş anla- iter, atar. “Ve onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.
mıyla tefsirlerden okunduğu zaman derin manalar içerdiğini, Boş yere söylenen sözlerden ve işlerden sakınırlar.” Mü’minun
samimi bir Müslümanın ve dava erinin hayat rotasını çizdi- 23/9. Kendisine gelen yalan bilgilerin de doğruluğunu araş-
ğini göreceğiz. tırmadan hareket etmez. “Ey iman edenler! Bilmeden birile-
rine zarar verip de sonra yaptığınıza olmamanız için, yoldan
çıkmış biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.”
Önce bu hususu; fark eden, bilinç düzeyinde İdrak noktası- Hücurat 49/6. Ayet açık ve net olarak bir ilkeyi ortaya ko-
na çıkaran, anlayışını bunun üzerine bina edip ve akıl eden yuyor. Güvenilmez kimselerin getirdikleri haberlerin doğrulu-
birisi olmak gerekir. Öncelikle taşıdığımız değerin şuurunda ğunu araştırmada kabul etmenin uygun olmadığı yönündeki
olmak gerekir. Hayatın hangi noktasında olursak olalım genç, manası ve hükmü geneldir. Her zaman ve her mekânda geçer-
orta yaşlı veya ihtiyar. Bu şuuru kendi benliğimize kazıma- lidir. Bu ayetin sebeb-i nüzulüne bakıldığı zaman, büyük bir
mız gerekir. Bakış açımızı ve olayları değerlendirmemizi çı- hata yapıldığının ve daha sonra da araştırılınca bu hatanın
karlarımıza veya birilerinin ne der? etkisi ve baskısı altında önüne geçildiği görülecektir. Sebep ve sonuç ilişkisi bakımın-
değil, değişmez evrensel gerçekler altında yapmamız gerekir. dan güncelde de aynı hataların yapıldığı görülecektir. Bu ayet
Şu uyarı bizim için bir yol gösterici ilke olmalıdır; Ebû Saîd hükmünce hareket edildiğinde de bu hataların önüne geçilece-

